9 Mayıs 2011 Pazartesi

TÜRKİYENİN JEOLOJİK YAPISI VE JEOMORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Türkiye genel olarak yer şekilleri ve
jeolojik bakımdan çeşitlilik gösteren bir ülke olması yanında ortalama yükseltisi (1131 m.) fazla olan bir ülkedir. Yerküre üzerinde Türkiye'nin bulunduğu alan bütün jeolojik devirler içinde en hareketli olan sahadır.

(birinci zaman) kadar geçen süre içinde Anadolu yarımadası çok farklı oluşumlara sahne olmuştur.
Türkiye'de bugün görülen reliyef şekilleri dördüncü zamanda

oluşmuştur. Bu dönemde dikkati çeken sonucu Anadolu bloku bütünü ile yükselmiş kıvrımlar yanında yer yer kırılmalar, çanaklaşmalar ve volkanizma olayları neticesinde lav

hareketler
platoları,

volkan konileri meydana gelmiştir. Bu bakımdan ülkemizdeki temel yer şekillerini (
Dağlar,
, ovalar) olmak üzere üç grupta toplayabiliriz.

1-Dağlar

Genel olarak iç kuvvetlerin eseri olan dağlar ülkemizin farklıbölgelerinde farklıbiçimlerde karşımıza çıkarlar. Bu bakımdan bazıbölgelerimizde yan basınçlar neticeinde Alp sistemine bağlısıradağlar oluşurken, kimi yerde de sert kütlelerin kıvrıla-mayıp eprojenik hareketlerle yükselmesi neticesinde ortaya çıkan yüksek kütleler dağlarımeydana getirmiştir. Bazıbölgelerimizde ise kırıklar boyunca yüzeye çıkanlavların birikmesi ile dağlar ortaya çıkmıştır. Buna göre ülkemizde farklıbölgelerde farklı biçimde görülen dağlar sıradağlar, tekdağlar, kütlesel dağlar olmak üzere üçgrupta incelenebilir

1.1. Sıradağlar

Genel olarak Alpin hareketler neticesinde meydana gelen bu dağlar ülkemizde en genişalanıkaplarlar. Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinde Kuzey Anadolu (Karadeniz dağları); ve Toroslar adıaltında dizi teşkil edecek şekilde uzanan bu dağlar kıyıdan itibaren birden yükselirler. Kuzey Anadolu "Karadeniz Sıradağları" dağları kıyıya paralel birkaç sıra halinde uzanır. Kıyı dağları ve iç sıralar şeklinde uzanan bu sıralar birbirinden oluk şekilli vadiler ile ayrılmıştır. Batı ve Doğu Bölümde yüksek olan dağlar orta bölümde (
Yeşilırmak-

Kızılırmak) arasında alçalırlar. Batı Karadeniz Bölgesinde kıyıdan içeriye doğru Küre "İsfendiyar" dağları, Bolu-Ilgaz dağları, Köroğlu dağları ve Sündikenler olmak üzere üç dağlık alan dikkati çeker. Bunlar içinde 2550 m.'yi bulan yükseltisi ile
Ilgaz dağları en yüksek kesimi oluşturur. Orta

bölümde kıyıkesimde yer alan dağlar, Ordu ile Kızılırmağın aşağıkeseminde
Canik dağları olarak adlanır. Bunların yükseltisi yer yer 1000-1500 m.'ler arasında değişir.

İç kesimde ise Deveci ve Çamlıbel dağları daha küçük diziler halinde görülürler.Doğu bölümünde görülen dağlar yüksek ve sarp oluşlarıile dikkat çekerler. Kıyıkesimde Giresun dağları ve doğu Karadeniz dağları olarak anılan dizinin gerisinde "Güneyinde" Gümüşhane, Rize, Yalnızçam kütleleri yükselirken bunların güneyinde Otlukbeli, Mescit, Kargıpazarı,

dağları uzanır. Derin vadi olukları ile birbirinden ayrılan bu diziler üzerlerinde çok az yerde geçitlere rastlanır. Bunların içinde en önemlileri Rize-Of arasıkıyışeridini Erzurum'a bağlayan Dağbaşıbeli, Sürmene'yi Bayburt'a bağlayan dağgeçidi, Trabzon, Erzurum transit yolu üzerinde Zigana geçididir.

Güneyde Akdeniz Bölgesinde dikkati çeken sıradağlar Toros Dağları olarak bilinir. Toroslar Kuzey Anadolu sıradağları gibi kıyıya tam olarak paralel uzanış göstermezler. Batı Toroslar, Orta Toroslar, Güneydoğu Toroslar-Amanus Dağları olmak üzere üç kısımda ele alınmaları doğru olur. Batı Toroslar Antalya körfezinin kıyıları boyunca yay biçiminde uzanırlar. Kuzeyde Göller Yöresinde ise bu yaylar birbirlerine yaklaşırlar. Batı Toroslar Batıda Teke ve Menteşe Yöresinin Güneyine kadar Beydağları, Elmalı Dağları, Katrancık ve Boncuk Dağları dizisi halinde devam ederken Doğuda ise Akçalı, Geyik, Dedegöl,Kuyucak, Erenler sırası yer alır. Antalya körfezinin iki kıyısında uzanan bu dağlar tamamen kalker kayaçlardan meydana geldiklerinden çok sayıda karstik şekil (Dolin, polye, uvala, düden, mağara, yer altı deresi vb.) içerirler. Bu dağlar içinde Beydağlar'daki Akdağ zirvesi 3086 m. ile en yüksek noktadır.


Orta Toroslar ise Güneybatıda



Taşeli platosu ile Kuzeydoğuda uzun yayla arasında uzanırlar. 3000 m.'yi geçen yükseltilere sahip olan bu dizi içinde Bolkar, Aladağ kütleleri ile Binboğa dağlarıdikkat çeker. Burada 3734 m.'yi bulan yükseltisi ile Aladağ

en yüksek nokta olur. Bu dizinin Güneydoğusunda

İskenderun körfezinin doğusunda Güneybatı Kuzeydoğu doğrultusunda uzanan sıra Amanuslar'dır. Torosların dışyayınıteşkil eden bu sıra Kahramanmaraşyakınlarında Doğuya doğru bükülür ve Ahır, Engizek,

Malatya, Gördük, Maden,

Akdağ,

Muş, Aydınlı ve

Bitlis Dağlarından oluşan Güneydoğu Toroslar dizinin doğu ucunu oluşturan Hakkari Dağlarında son bulur. Bu uzun dışyay üzerinde özellikle doğu uçta

Hakkari kesiminde yer alan Cilo Dağı 4168 m. bulan yükseltisi en yüksek noktayı oluşturur. Burada
Şemdinli,

Şırnak arasında ve

Hakkari kuzeyinde dik, eğimli keskin sırtlı birbirine

paralel sıralar oluşturan küçük diziler içinde

Karadağ, Sat, Sümbül, Samur, Altın, Tantanin gibi dağlar dikkati çeker.

1.2. Tek Dağlar

Bu tipe giren dağlar genelde ülkemizin iç bölgelerinde dikkati çekerler. Bu dağların teşekküllerinde volkanizma olayları kadar epirojenik hareketler sonucunda kütlesel yükselmeler ile ortaya çıkanlar yanında ayrıca aşınmaya direnç gösteren eski temele ait kayaçların yükseltilerini korumaları neticesinde görülen kütleleri de sayabiliriz. Bunlar içinde çatlaklar boyunca mağmanın yüzeye çıkmasıneticesinde ortaya çıkan volkaniklere örnek olarak

İç Anadolu'nun Güneybatısındaki Erciyes, Melendiz, Hasandağı ile Doğu Anadolu Bölgemizde dikkati çeken Tendürek, Süphan, Büyük ve Küçük Ağrıile Nemrut Dağlarısayılabilir. Ülkemizde volkanik yapıda olmayan başlıca tekdağlar ise İç Anadolu'da Kuzey kesimde Elmadağ, İdris Dağı, İç-batıAnadolu eşiği üzerindeki Türkmen dağı, Akdağ, Simav Dağıile

Uludağ, Şapha-ne, Murat, Honaz Dağları ve

Marmara Bölgesinin Güneybatı kesimindeki Kazdağı olarak belirlenir.

1.3. Kütlesel Dağlar

Bu dağlar Doğu Anadolu Bölgemizde çoğunluktadır. Teşekküllerinde hareketlerinin rolü büyüktür. Bunlar yan basınçlar kıvrılma ve kırılmalar ile şekillenmiş kütlelerdir. Şerafettin Dağları, Şakşak Dağları, Karasu-Aras Dağları bu tipe örnek olarak gösterilebilir. Bu dağlara ayrıca Ege Bölgesinde dikkati çeken Madra, Kozak

kütleleri ile Aydın Dağları, Bozdağlar ve Manisa Dağı kütleleri ilave edilebilir. Bu kütleler bölgenin yapı hatlarına uygunluk gösterip yükselmiş blokları horstları oluştururlar. Ayrıca İçbatı Anadolu eşiği üzerinde Güney kesimde görülen Sultan
Dağları da kütlesel dağlara örnek olarak gösterilebilir.

2. Platolar

Ülkemizin Kuzey ve Güneyinde yer alan dağların ortasında kalan kesimi genelde ortalama yükseltisi 1000 m.'yi bulan plato görünümündedir. Plato alanlarıülkemiz de geniş sahalar kaplar, hemen her coğrafi bölgemizde farklı şekillerde teşekkül etmiş platolar ile karşılaşılır. III. zaman yerkürenin pek çok yerinde ülkemizde de olduğu gibi bir sükun devresidir. Bu dönemde dışfaktörlerin etkisiyle reliyef aşınarak büyük ölçüde düzleşmişve alçalmıştır. Neojen sonundan itibaren IV. zamanda başlayan iç kuvvetlerin hareketleri ile ise bu defa Anadolu bloğunda yükselme başla-

mıştır. İşte bu dönemde ortaya çıkan düzlük alanlar genelde ülkemizdeki plato sahalarını oluşturmuştur.
Ülkemizde platolarıgenel olarak dört tip halinde ele alabiliriz. Bunlar peneplen platoları, Karstik platolar, Lav platoları, Hafif yarılmış aşınım platolarıdır.

2.1. Peneplen Platoları
2.2. Karstik Platolar
2.3. Lav Platoları
2.4. Hafif Yarılmış Aşınım Platoları

3. Ovalar

Türkiye'de ovalar diğer bir deyişle düzlük alanlar yüzölçümümüz içinde son dere-

ce az yer kaplar. Ülkemizin ancak %8'i düzlük alandır. Ülkemizde teşekkül biçimlerine göre çok çeşitli ova tipiyle karşılaşılır. Bunlarışöyle sıralayabiliriz: Delta ovaları, Kıyı ovaları, Tektonik Çöküntü ovaları, Hafif yarılmış birikim ovaları, Dağ eteği ovaları, Eski Göl tabanıovaları, Karstik ovalar, Lav ve tüflerden meydana gelen ovalar. Birbirinden farklıbiçimlerde teşekkül etmişbulunan bu ovalar genelde kıyıbölgelerimizde alçak düzlüklerden oluşurken, iç bölgelerimizde yüksek düzlükler şeklindedir. Kıyı bölgelerimizdeki ovalar genelde deniz seviyesinden başlamak üzere 200-300 m. yükseltiye çıkarlarken, yer yer 15-25 km, genişlik gösterip uzandıkları gibi iç kısımlara doğru 120-150 km. kadar girdikleri de olur.

3.1. Delta Ovaları
3.2. Kıyı Ovaları
3.3. Vadi Boyu Ovaları
3.4. Tektonik Çöküntü Ovaları
3.5. Eski Göl Tabanı Ovaları
3.6. Karstik Ovalar
3.7. Lavların Meydana Getirdiği Ovalar

Kısacası;
Türkiye kuzey yarım küresinde ortalama bir mevkide eski dünya karalarının birbirlerine en çok yaklaştıklarıkesimde Asyanın batısında yer alan Anadolu yarımadasıüzerinde izdüşüm olarak 779452 gerçek alan olarak ise 814578 km saha kaplayan bir Ortadoğu ülkesidir. 36-42 kuzey enlemleri ile 26-45 doğu boylamlarıarasında kalan ülkemiz üç taraftan denizlerle çevrilidir. Alpin kuşak içinde yer alan ülke ortalama yükseltisinin (1131) fazla olması yanında oldukça arızalı bir reliyefe sahiptir.

Türkiye yer şekilleri bakımından çeşitlilik "dağ, plato, ova" gösteren bir ülkedir. Birbirindenfarklı şekillerin meydana gelmesinde başrolü Pleistosendeki hareketler oynamıştır. Bu dönemde Anadolu Yarımadası bütünü ile yükselmiş kenar kesimlerinde ise kırıklar meydana gelmiştir, daha sonra ise iç bölgelerdeki blokların oynamalarısonucu volkanizma olaylarıbaş göstermiş genç volkan konileri meydana gelmiştir.

Ülkemizde yer şekillerinin başlıcasıolan dağlar çok genişbir alan kaplar. Önemli olanlarıise "Kuzey Anadolu" Karadeniz dağları, Istrancalar, Güneyde batı, orta, doğu ve güneydoğu olmak üzere Toros dağları, Marmara bölgesinde Samanlı Dağları, Uludağ, Ganos dağları, Kazdağı, Ege bölgesinde Murat dağı, Honaz dağı, Samsun dağı, Manisa dağı, Bozdağlar ve Aydın dağları ile Beşparmak dağları, İç ve Doğu Anadoluda ise sönmüş volkan konileri Melendiz, Erciyes, , , Nemrut, Tendürek, Büyük ve Küçük Ağrıdağları olarak sayılabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder